Uygur Türklerinin Enteresan Doğum İnanışları

3dk

Her bir yeni doğum yeni bir başlangıç, yeni bir yaşamdır. Günümüz de olsun, eski zamanlar da olsun aslında her toplumun kendine özgü belli doğum inanışları ve gelenekleri vardır.

Uygur türklerinin de hamilelik süreci olsun doğum zamanı olsun bir çok inanışları vardır.

Hamile olan bir kadın yastığının altına bıçak koyar ve öyle uyur. Bunun sebebi ise hamileliğin başlarında kadına kötü ruhların musallat olabileceği düşünülmektedir ve bu sebeple gece uyurken karabasan gelmesin diye yastığının altında bir bıçak bulundurulur. Ayrıca tavana da kuş tüyü asılırmış ki bunun da kötü ruhları gönderdiğine inanılırmış.

Eğer hamile bir kadın çirkin bir hayvana veya kötü bir eşyaya bakıp korkarsa doğacak olan çocuğunun, bakıp korktuğu şeye benzeyeceğini düşünürlermiş. Hatta kediye asla bakmaz dokunmazlarmış. Bunun da sebebi hamilelik sürecinde başlarına bir zarar geleceğini düşünüp korkmalarıymış.

Et olarak tavşan ve deve eti yemezlermiş. Çünkü eğer tavşan eti yerse çocuğun dudağı yarık doğabilirmiş, develer de genellikle doğumlarını 12 ay gibi bir sürede gerçekleştirdiği için eğer deve eti yerse onun da doğum sürecinin uzayacağına inanırlarmış.

Hamile olan biri kelle paça temizlemezmiş. Aksi takdirde çocuğu kel olurmuş.:)

Eğer ki hamileyken gündüz uykusuna yatarlarsa, doğumları zor gerçekleşirmiş. Yani buna inandıklarından dolayı da hamileler gündüzleri uyumazmış.

Eğer ki doğum yapacak anne adayının gözleri küçük ve eli biraz yavaş çalışıyorsa doğumun yavaş olacağına, kocası da şefkatli biriyse ve ayağı hızlıysa doğumun hızlı gerçekleşeceğine inanırlarmış.

Ayrıca doğumun gerçekleşeceğini ne kadar çok kişi bilirse o kadar iyiymiş. Çünkü doğum çok kolay gerçekleşirmiş çok kişi tarafından bilinirse. :) Hatta buna ek olarakta, kadın cevizi dövüp çay ile içerse ve bol boool kaymak yerse de doğumun kolay gerçekleşeceğine inanılırmış.

Kadın, doğumu anne ve babasının evine giderek orda gerçekleştirirmiş. Bu sebeple doğum zamanı yaklaştığında kadının ailesi bir bohça hazırlayıp, dünürlerinin evine giderek kızlarının doğum yapması için onu isterlermiş. Kayınvalide ise gelini evden ayrılmadan önce tütsü yakar, gelininin başının üstünde gezdirirmiş.

Kızlarının ilk doğumu ve çocuğa isim verme görevini kızın anne ve babası üstlenirmiş.

Doğum olduktan sonra da erkek tarafı bir bohça hazırlayıp gelir, kız tarafına teşekkür edip anne ve çocuğu alırlarmış.

Bebeğin göbek bağı kesildikten sonra o göbek kanını bebeğin her iki yanağına sürerlerse bebeğin güzel olacağına inanırlarmış.

Bizdeki gibi göbek bağını gömmezlermiş. Evin duvarı ya da çatısında kurutup, temiz bir makaraya sararak saklarlarmış. Hatta ilerde bir gün çocuk ağır bir hastalığa yakalanırsa hasta olan bölgeye göbek bağını sürerlermiş iyileşsin diye.



Diğer yazılarımıza da göz atın